Afrika ve Asya'da liberalizm, ilk olarak Orta Doğu ve Osmanlı İmparatorluğu'nda gelişen bir düşüncedir. 19. yüzyılda Arap, Osmanlı ve Fars aydınları Avrupa'ya giderek Batı edebiyatı, bilim ve liberal fikirler hakkında öğrenim gördüler. Bu durum, kendi ülkelerinin geri kalmışlığı hakkında düşünmelerine neden oldu ve toplumlarını modernleştirmek için anayasacılığı, gelişimi ve liberal değerleri teşvik etmeleri gerektiği sonucuna vardılar.[1] Aynı zamanda, Orta Doğu'da artan batlı güçlerin ıvarlığı ve bölgenin durgunluğu, II. Mahmut ve oğlu I. Abdülmecid, Muhammed Ali Paşa ve Amir Kabir gibi bazı Orta Doğu liderlerini sosyo-politik değişiklikler yapmaya ve modernizasyon projelerine başlamaya itti.[1] 1826 yılında, akademisyen Rifaa at-Tahtavi, Muhammed Ali'nin bilim insanlarından oluşan bir misyonunun bir parçası olarak Paris'e gönderildi. Tahtawi, ahlak, sosyal ve siyasi felsefe ve matematik konularında eğitim aldı. Fransa'daki kalmaları süresince Condillac, Voltaire, Rousseau, Montesquieu ve Bézout gibi yazarların eserlerini okudu.[2]